28 Şubat Süreci Nedir?

Türkiye’ de önemli bir yer tutmuş olan bu tarih ülkemiz için ne ifade etmektedir?

Selamlar

Tarih ülkemizin prestijini arttıran önemli bir etkendir bir etkendir

28 Şubat 1997’de yapılan Milli Güvenlik Kurulu toplantısı sonucu açıklanan kararlarla başlayan ve irticaya karşı, ordu ve bürokrasi merkezli konudur.

28 Şubat süreci 28 Şubat 1997’de irtica başlığı ile olağanüstü toplanan Milli Güvenlik Kurulu’nun almış olduğu karar ve sonrasında yaşanan gelişmelerin adeta bugünleri de beraberinde sürüklemesine kadar devam eder. Zannımca hala 28 Şubat sürecinin etkilerini yaşamaktayız. Ancak ülkemizi bu sürece hazırlayan gelişmeler, sürecin hızlanmasına da sebebiyet vermiş olabilir.
Dönemin partilerinden RP’nin 1995 seçimlerinden birinci parti çıkması neticesinde C.başkanının hükümeti kurma görevini DYP-ANAP koalisyonuna vermesi ancak bu hükümetin TBMM’den güvenoyu alamaması gelişmesi ile sürecin başladığı inancı içerisindeyim. Ardından RP-DYP hükümeti kurularak güvenoyu almış ve Erbakan-Çiller ortaklığında bir hükümet kurulmuştur. Sonrasında yaşanan gelişmeler Türk Siyasal Hayatında önemli kilometre taşları gibidir. Siyasetin hegemonya mı yoksa egomonya mı olduğunun en açık resmedildiği süreç, sadece Türk siyaseti içerisindeki bir çalkantıdan ibaret değildir elbet. Aynı zamanda toplumun kutuplaştırılması, din-siyaset-ordu üçgenindeki gerilimin ekonomik krizleri tetiklemesi gibi ülkemize zarar verici pek çok gelişmenin yaşanmasına sebep olmuştur. Neticede Rousseau’nun Fransız Devrimi için sarf ettiği ve toplumların bütünleşmesinin tek anahtarı olan “Hakimiyet sadece halkındır” cümlesinin birleştiriciliğinden uzaklaşan ülkemiz; kirli siyasetin, şovenizmin ve nepotizmin esiri bir biçimde varlığını sürdürür. Süreç hala devam ediyor mu bilinmez. Ancak bilinen tek bir gerçek vardır. İnsan, bu dünyadaki en hırslı, en zararlı ve istilacı yaratıktır. Ve bu hırs, kırılgan kitlesel toplumları yakabilecek güçtedir.

türkiye cumhuriyetinin ünlülün veya güçlülünü kanıtlamıştır.

Hocam 28 şubat süreci kişiden kişiye değişir. Örnek veriyorum sağ görüşlü bir adam için 28 şubat demokrasiye vurulmuş, özgürlüğe vurulmuş bir pranga olarak görülür. Fakat benim gibi kemalist veya sol görüşlü adamlar için 28 şubat bir kurtuluştur. Bunun için biraz öncesine gideceğiz. 1995 seçimlerinde Necmettin Erbakan %21 gibi bir oyla iktidara geldi. Erbakan iktidara geldikten sonra İslamcı mitingler artmaya başladı fakat bunlara çok girmeyeceğim. 28 Şubat’ı tetikleyen 2 olay oldu. Bunlardan birisi Erbakan’ın başbakanlık köşkünde tarikatlara yemek vermesiydi. Bu olay basın medyasına düştüğü zaman halkta şok etkisi yaratmıştı. Diğer olay ise ki bu aslında 28 şubatı tetikleyen asıl olaydır: İran Büyükelçisi’nin Sincan belediyesinin düzenlediği bir davette şeriat çağrısı yapmasıydı. Bu olay kızgın olan fitili ateşlemişti. Bunun üzerine Türk Silahlı Kuvvetleri Sİncan’da tank ve paletli zırhlı araçlarla bir yürüyüş yaptı. Aradan 20 gün geçtikten sonra da zaten 28 Şubat süreci yaşandı. Milli Güvenlik Kurulu’nun aldığı karar ile Erbakan’ın başbakanlıktan istifa etmesi gerektiği bildirildi. Etmediği takdirde ordunun da yönetime koyacağı açıkça bildirildi. Yanı bu aslında direk bir muhtıra olarak geçiyor. Bu olayın ardından da Siyasal İslamcılar daha da güç kazanıp iktidara geldiler zaten sonradan.

28 Şubat demokrasiye yapılmış bir müdahaledir. Daha önce cevap yazan bir arkadaş sağcılara göre “darbe”, solculara göre “kurtuluş” demiş. Benim karşı olduğum siyasi görüş iktidarda iken yapılırsa kurtuluş, benim gibi düşünenler iktidardayen yapılırsa darbe. Böyle bir demokrasi anlayışı olmaz.
Seçilmiş kurumlara karşı yapılan her türlü dayatma, müdaheleyi kim ne amaçla, ne için yaparsa yapsın tek kelime ile DARBE’dir.

28 şubatta alınan bir kararın ordu tarafından reddedilmesi ve ordunun darbe girişiminde bulunması olayıdır

Ordu tarafından yönetime el konulması girişimi ve dalgalarının günümüze kadar uzanması durumu olan bir gündür.

28 şubat zorlayıcı ve demokrasiyi zora sokan bir kriz olarak tarihte yerini almıştı. 28 şubat necmettin erbakanın refah partisi ile %21 lik bir oy oranıyla iktidara gelmesiyle başlamıştır. O dönem doğru yol partisi ile ortak koalisyon hükümeti kurulmuştur bu o dönemin cumhurbaşkanı tarafından bir türlü kurulmamış olan iktidarın kurulması için önerilmiş ve kurulmuştur. O dönem necmettin erbakan iyi bir devlet adamı olmasına rağmen yanlış bir siyasi harita çizmiştir kendine kısmen doğru olsa da ilk iktidara geldiğinde yapılacak işler değildi. En çok askeri tetikleyen olaylardan biri bir ramazan günü başbakanlık da din adamlarına vermiş olduğu yemektir. Bu oldukça dikkat çekmiş ve askeri kızdırmıştır.
Erbaka nın aslında yapmak istediği bu ülkede sadece sol görüşlü kişilerin kendi görüşlerinde yaptıklarının yasal yani devlet kademesinde hoş görülmesi ama sağ görüşlü veya islam taraftarı kişilerin yaptıklarının yasakmış gibi bir algı olmasıdır. Erbakan bu görüşü yıkmak ve daha düzenli yani herkesin kendi görüşüne göre yaşayabileceğini göstermekti. Şimdi sorucak olursanız eğer o sistem devam etseydi ne olurdu islamcı kesim işi şeriat sistemine kadar götürürdü. Ama tabiki sol görüşte aksini yapmazdı çünkü her kesim kendi görüşlerine göre bir düzen ülke isterler.

28 Şubat süreci nasıl ve neden başladı? 28 Şubat kararlarının alınmasındaki etkenler nelerdir? 28 Şubat süreci darbe midir? 28 Şubat süreci, 28 Şubat 1997’de yapılan Milli Güvenlik Kurulu toplantısı sonucu açıklanan kararlarla başlayan ve irticaya karşı, ordu ve bürokrasi merkezli süreç. Türkiye siyasi tarihine geçen kararlar ve bu kararların uygulanması sırasında Türkiye’de siyasi, idari, hukuki ve toplumsal alanlarda yaşanan değişimlere neden olan bir süreçtir. Yaşananlar, post-modern darbe olarak da adlandırılmıştır.

REFAH-YOL KOALİSYONU KURULUYOR

Refah Partisi 1995 Genel Seçimlerinde birinci parti olmuştur. 1996 yılında, seçimlerin ardından kurulan DYP-ANAP koalisyon hükümeti, Refah Partisi’nin güven oylaması hakkında hukuksal inceleme yapılması için Anayasa Mahkemesi’ne yaptığı başvuru haklı görülerek güven oylaması geçersiz sayıldığından dağılmıştır. Bunun üzerine TBMM’de birinci parti durumunda olan Refah Partisi ile ikinci parti olan DYP arasında kurulan 54. Hükümet (Refahyol hükümeti), 8 Temmuz 1996’da TBMM’de yapılan oylamada güvenoyu almayı başarmıştır.

28 ŞUBAT SÜRECİ NASIL BAŞLADI?

RP-DYP Koalisyonu kurulmasının ardından bu dönemde yaşanan bazı olayların, 28 Şubat sürecini tetiklediği ve hızlandırdığı iddia edilmektedir. Bu olaylar;

*2 Ekim-7 Ekim 1996 tarihleri arasında Başbakan Necmettin Erbakan sırasıyla Mısır, Libya, Nijerya’yı ziyaret etti. Libya’da, Kaddafi’nin bir çadırda Erbakan ile yaptığı görüşmede sarfettiği sözler muhalefet ve basın tarafından ağır bir şekilde eleştirildi.

*6 Ekim 1996’da Ankara Kocatepe Camisi’nde “şeriat isteriz” diye bağıran sakallı, cübbeli ve âsâlı Aczmendîler gösteri yaptı.

*3 Kasım 1996’da Susurluk’ta meydana gelen bir trafik kazasında mafya, siyasetçi, polis ilişkileri açığa çıktı. Başbakan Erbakan ‘fasa fiso’ dedi, Adalet Bakanı Şevket Kazan ise, aydınlık için bir dakika karanlık toplumsal eylemi için “Mum söndü oynuyorlar” dedi.
Kayseri’nin Refah Partili Belediye Başkanı Şükrü Karatepe, 10 Kasım 1996 tarihli Refah Partisi İl Divan Toplantısındaki konuşmasında, Türkiye’de henüz gerçek demokrasinin olmadığını, hâkim güçlerin herkesi kendi görüşleri doğrultusunda hareket etmeye zorladığını söyledi. Karatepe konuşmasında şunları söylemişti:
“ Süslü püslü göründüğüme bakıp da laik olduğumu sakın sanmayın. Resmi görevim nedeniyle bugün bir törene katıldım. Belki başbakanın, bakanların, milletvekillerinin bazı mecburiyetleri vardır. Ancak, sizin hiçbir mecburiyetiniz yok. Refah Partili olarak yeryüzünde tek başıma da kalsam, bu zulüm düzeni değişmelidir. İnsanları köle gibi gören, çağdışı bu düzen mutlaka değişmelidir. Ey Müslümanlar sakın ha içinizden bu hırsı, bu kini, nefreti ve bu inancı eksik etmeyin. Bu bizim boynumuzun borcudur. ”
Karatepe bu konuşması nedeniyle 1 yıl hapis ve 420.000 lira ağır para cezasına mahkûm edildi.

*Dönemin Başbakanı Necmettin Erbakan, 11 Ocak 1997 Cumartesi günü, Başbakanlık Konutunda tarikat liderleri ve şeyhlere iftar yemeği verdi.
*Yüksek rütbeli subaylar 22 Ocak 1997 tarihinde Gölcük’te toplanarak irticanın iktidarda olduğunu tartıştılar.
*30 Ocak 1997’de Sincan belediyesi Kudüs gecesi düzenledi. Belediye başkanı Bekir Yıldız, İran büyükelçisinin misafir olduğu gecede sahneye konulan cihad oyunu basında tepki oluşturdu. Star muhabiri Işın Gürel saldırıya maruz kaldı. Bekir Yıldız tutuklandı, mahkûm edildi.
*3 Şubat 1997’de, Ankara’da Star TV muhabiri Işın Gürel’in muhafazakar biri tarafından saldırılarak dövülmesi toplumda büyük bir tepkiye neden oldu.
*4 Şubat’ta Sincan’da askerler 20 tank ve 15 zırhlı araçla geçiş yaptı.
*5 Şubat’ta Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Başbakan Erbakan’a uyarı mektubu gönderdi.
*Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Güven Erkaya ‘İrtica, PKK’dan daha tehlikeli’ dedi.
*11 Şubat’ta Şeriata Karşı Kadın Yürüyüşü Ankara’da yapıldı.
*23 Şubat 1997’de Fatih Camii’nde öğlen namazının ardından bir grup ellerindeki yeşil bayraklarla “şeriat isteriz”, “yaşasın Hizbullah” sloganlarıyla yürüdü. İslamcı gazeteci Yaşar Kaplan, gerektiğinde İslam uğruna şehit olacaklarına dair bir açıklama yaptı.

28 ŞUBAT KARARLARI NELERDİR?

28 Şubat’ta yapılan MGK toplantısı 9 saat sürdü. MGK laikliğin Türkiye’de demokrasi ve hukukun teminatı olduğunu sert bir şekilde vurguladı. 28 Şubat 1997’deki MGK kararları hükümete bildirildi. Kararda, laiklik için yasaların uygulanması istendi, tarikatlara bağlı okullar denetlenmeli ve MEB’e devredilmeli, 8 yıllık kesintisiz eğitime geçilmeli, Kuran kursları denetlenmeli, Tevhidi Tedrisat uygulanmalı, tarikatlar kapatılmalı, irtica nedeniyle ordudan atılanları savunan ve orduyu din düşmanıymış gibi gösteren medya kontrol altına alınmalı, kıyafet kanununa riayet edilmeli, kurban derileri derneklere verilmemeli, Atatürk aleyhindeki eylemler cezalandırılmalı, deniliyordu.

28 Şubat sonrası gelişmeler

*4 Mart’ta Başbakan Erbakan, MGK kararları yumuşatılmazsa imzalamayacağını söyledi ve imzalamadı.
*13 Mart’ta Başbakan Necmettin Erbakan, medya tarafından MGK kararlarını ”imzaladı” şeklinde sunuldu. Ancak 2013’te başlatılan ”28 Şubat Post Modern Askeri Darbesi Davası” soruşturmasında Erbakan’ın kararları imzalamadığı MGK tutanakları incelenerek teyit edildi. Nitekim dönemin gazetecilerinden olan Mehmet Ali Birand da CNN Türkte katıldığı Cüneyt Özdemir’in programında bu bilgiyi teyit etmiş, kendilerinin (gazetecilerin) kandırıldığını söylemişti.
*21 Mayıs’ta Yargıtay Başsavcısı Vural Savaş, ‘‘Ülkeyi iç savaşa sürüklediğini’’ söyleyerek, RP’nin kapatılması için dava açtı.
*3 Haziran’da Susurluk Davası 7 ay aradan sonra DGM’de başladı.
*7 Haziran’da Genelkurmay, irticai faaliyetleri desteklediğini iddia ettiği firmalara ambargo koydu.
*10 Haziran’da Anayasa Mahkemesi, Yargıtay ve Danıştay başkan ve üyeleri Genelkurmay Başkanlığı’na çağrılarak kendilerine irtica konusunda brifing verildi.
*18 Haziran’da Necmettin Erbakan başbakanlıktan istifa etti. İstifasının nedeninin başbakanlığı Tansu Çiller’e devretmek olduğunu belirtti.
*19 Haziran’da Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, hükümet kurma görevini o sırada arkasında TBMM çoğunluğu olan DYP lideri Tansu Çiller’e vermeyip, ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz’a verdi.
*30 Haziran’da Mesut Yılmaz, Bülent Ecevit ve Hüsamettin Cindoruk’la birlikte ANASOL-D Hükümeti’ni kurdu.
*2012 yılında ise TBMM, darbeleri araştırma komisyonu kurmuş ve 28 Şubat başta olmak üzere askeri darbeleri araştırmaya başlamıştır.Bu sürecin yargılanması ise 28 Şubatta etkin rol oynayanların tutuklu yargılanması ile başlamıştır.
*2 Ekim 2012 tarihinde Dönemin Başbakan Yardımcısı ve DYP Genel Başkanı Tansu Çiller ‘mağdur’ sıfatıyla ifade vermiştir.

28 şubat 1997 yılında milli güvenlik kurulu kararları ile bir nevi askerin devlete meydan okuma bildirisidir. Ama içeriğinden ziyade dikkat edilmesi gereken konu bu tarz demokrasi düşmanı hareketler yüzünden toplumun askere bakışı hep olumsuz etkilenmiştir.