Kübizm Nedir?

Tarihsel olarak ilk ortaya çıkışı 1906-1907 yılları olan Kübizm; ilk kez Fransa’da ortaya çıkmıştır. 1910 yıllarına gelindiğinde gelişme gösterten akım özellikle kendi çağında öne sürdüğü görüşler devrim niteliğindeydi. Özellikle o güne kadar olan estetik anlayışında kökten bir değişime neden olmuştur. Fovizm’in başarısızlığa uğramasından sonra kendisini tümüyle kabul ettirmeyi başaran bir resim hareketidir. Kübizm’in etki alanı yalnızca resim alanı ile sınırlı kalmayıp heykel, edebiyat, müzik alanına yansımıştır.

Kübizm Akımının Doğuşu
image">image

Kübist bir ressam için renk öğesi ve desen her zaman birbirleriyle bağımlıdır Kullanılan renkler her zaman beyaz, siyah,gri gibi yansız renkler olmuştur. Kübizm’de ara renkler ise Renk karışımlarının tekil veya çoklu ışık yansımalarıyla oluşur. Bu görüş; Geleneksel kabul edilen görüşe karşıdır. Bu görüş neticesinde nesne izleyicinin nezdinde bütünü oluşturan düzlemlerin dışına çıkmıştı. İsim olarak ise 1908 yılındaki Matisse Sonbahar sergisindeki Georges Braque’ın L‘Estaque’de Evler tablosunda gördüğü küçük küplere ithafken bu ismi almıştır. Bu terim ileri zamanlarda benimsenmiştir. Gerek resimde gerekse heykel alanında ise kübist eserlerdeki geometrik unsurlar görmek mümkündür. Kübizm bir tür soyut sanat anlayışı olarak karşımıza çıkar ve kendine has bir zihinsel gerçekliği vardır. Kübist ressamlar eserlerinde genellikle nesnelerin ve onların görüntülerinde oynadığını ve yeniden şekillendiğini görürüz

Heykelde Kübizm
Heykel alanında ise Kübizm ise 1912 yılında doğmuştu. Jacques Lipchitz önderliğinde oluşan bu ekol heykel sanatına aynı resim sanatında olduğu gibi geometrik desenleri görmüştü. Raymond Duchamp-Villon (Vilyon), Julio (Hulyo) Gonzales, Constantin Brancusi (Konstantin Bırankusi), Pablo Gargallo (Gargalyo), Henri Laurens (Lorın), Alexander Archipenko (Aleksandır Arşipinka), Jacques Lipchitz (Jak Lipşitz) ve Ossip Zadkin (Asip Zatkin) gibi isimler önde gelen Kübist heykeltıraşlardır. Bu akım resimde olduğu gibi heykelde de formları geometrik olarak yeniden şekillendirdi. Tarihsel süreçte kısa süreli etkili olsa renj ve biçim, form anlayışı açısından etkileri sürmüştür.

Müzik ve Kübizm
Müzik alanında ise Kübizm Igor Stravinski ile karşımıza çıkar. Stravinski; kübik görüntülerin yeniden oluşturularak müziksel düzleme aktarılması gerektiği görüşündeydi. Erik Satie ve Schrönberg gibi isimlerin getirdikleri ise kübizm’in resimden müziğe aktarımı konusunda devrim niteliğindeydi. Özellikle görsel sanatlarda, tiyatro, opera, bale alanında kullanılan kostümlerde dahi Kübizm’in etkilerini görmek mümkündür.

Kübizm ve Edebiyat
Kübizm’in Edebiyattaki gayesi ise anlatımı daha canlı kılmaktır. Bu yüzden de duygular ve olayları birbirine karıştırır. Konu, iç ve dış alemiyle bir bütündür Kübist bir şair nesnenin tek bir yanını değil bütün yanlarını görmeli ve tasvir etmelidir. Bilim yoluyla değil, sanata sanat yoluyla ulaşılmalıdır. Guillaume Apollinaire ise Kübizm’in Edebiyatta ilk temsilcisidir. Hatta bu akımla beraber Şiir’e ‘figürlü dize' kavramı girmiştir. ’Apollinaire, Max Jacob, Jean Cocteau, Blaise Cendrars gibi isimlerdir.