Ölüme tanık olmanın hayata dair öğrettikleri nelerdir?

Bir bitkinin, hayvanın, insanın, hücrelerin, duyguların, düşüncelerin ölümlerine sürekli tanık olmak hayata ilişkin neler öğretiyor?

Öncelikle, kesinlikle hayata farklı bir bakış açısıyla bakmamıza yardımcı oluyor. Elbet, yaşayan her insan ömrünün daimi olmadığını, bir gün öleceğini biliyor, ama bazen bunu unutmamıza yardımcı olan bir sürü etken karşımıza çıkıyor ve bir süre de olsa ölümü unutup hayallere dalıyoruz. Bir şeyleri yapmaya çalışıyor, planlar kuruyor ve zamanımız yettiğince onları harekete geçirmeye çabalıyoruz. Tabii ki bu detaylar da akıl sağlığımızı korumamıza yardımcı oluyor. Eğer her dakika nasıl olsa öleceğiz, o zaman benim bunu yapmamaya ne gerek var diye düşünürsek insan psikolojisi tuhaf bir döngü içerisine giriyor ve o zaman da işin içinden çıkılmayacak bir duruma sürükleniyor oluruz, bu da bir sürü farklı ölümlere yol açabilir. Hayatımızın bazı anlarında gerçekleşen ölümler de, bu unuttuğumuz düşünceleri bize acı bir şekilde yeniden hatırlatıyor, kurduğumuz hayalleri, oluşturduğumuz düzeni baştan yazmamıza neden oluyor. Bazen bu durum çok zor olabiliyor, ama öyle ya da böyle zaman içerisinde üstesinden gelebiliyoruz, yeniden, başka bir ölüm gerçekliği kafamıza dank edene kadar yaşamaya devam ediyoruz. Bu garip döngü yaşamımız sonlanana kadar devam ediyor. Acı, ama gerçek detaylardan en ağır olanı ölüm…

Ölüme tanık olmak insana yaşamanın ne kadar güzel olduğunu gösteriyor. Şikayet ettiğimiz şeylerin anlamsız olduğunu, yapmak isteyip de yapamadığımız şeyler için acele etmemiz gerektiğini gösteriyor. Hayatın değerini anlamamızı sağlıyor kısaca:slight_smile:

Daha hiç öyle birşeye şahit olmadım. Olmakta istemem çünkü o tür durumlarda çok duygusal olurum. Yedi yabancı da olsun yanımda can vermesine dayanamam. Hüngür hüngür ağlarım galiba

bu hayatta değişmeyen tek şeyin doğum ve ölüm olduğunu hatırlatıyor bizlere doğumuda ölümü de unutma

Hayatın ne kadar değerli olduğunu. Hiç kimsenin dünyada sonsuza dek kalmayacağını, bu nedenle de tüm eylemlerimizde insan olmanın gereklerini yerine getirmeyi, kimseyi kırıp üzmekle bu hayatı kazanamayacağımızı…

Gerçekten bu dünyada yaşam kadar ölüm de var ve bu kabul edilmesi gereken bir gerçek.Ben biri öldüğünde aslında şükredecek birçok şeyimizin olduğunu ve hayata daha sıkı sarılmamız gerektiğinin farkına varıyorum.

Sonsuzluğun olmadığını, herşeyin bir gün gelip geçici olduğu. Ne olursa olsun neşemizi kaybetmememiz ve mutlu olmak/ etmek için elimizden geleni yapmamız gerektiğini.
Ve en önemlisi BU DA GEÇER diyebilmeyi.

Hayat ölüme dahildir aslında, ancak biz bunu yaşadığımız bu düzende unuttuk. Ölüme dair birçok şeyin reddedildiği bir düzende yaşıyoruz artık cenazeler evlerden değil morglardan çıkıyor. Artık evlerin önünde tavuk bile kesilmiyor her şey paketlenmiş halde ölümün her türlüsü yaşamlarımızdan uzak artık.

Hayatın boş olduğunu,bu dünyanın kimseye kalmayacağını anlatır.

Ölüm dinimizde hayatımızın sona erdiği ve artık ahiret yolculuğunun başlaması olarak kabul edilir. Kuranda yazdığı gibi herkes bir gün ölümü tadacaktır. Fakat bu bilinenlere rağmen ancak birisi öldüğünde bu nbizim aklımıza anlık olarak gelmektedir. Bu konuda ders çıkaran kişi sayısı çok azdır.

gerçekten anlatılmaz birşey özelliklede ummadığın beklemediğin birinin gözlerinin önünde can vermesi…

kesinlikle farklı boyutta bakmamıza yardımcı oluyo. En önemlisi hayatı bu dünyanın yalan olduğu gerçeğini dahada ciddiye alıp öbür dünyamız için çalışmaya başlıyoruz. Olgunlaşıyoruz:slight_smile:

Hayatınıza, hayatta olanlarınıza daha da anlam katar, güçlenir ve olgunlaşırsınız. Verdiğiniz kayıp ne kadar yakınınız ise hayata bakış açınız o kadar değişir. Hele de birinci dereceden bağlı olduğunuz bi kişilik ise ikinci hayatınıza hoşgeldiniz. Artık hiç bir şey eskisi gibi değildir. “Her şeyin başı sağlık” sözü artık daha bir anlamlı ve “başın sağolsun sözü” her zamankinden daha ağır. Bir gece morgda çığlık seslerini duyduğunuzda kıyamet kopsa anca bu kadar yıkılabilir her şey. Senin çığlıklarınla giden gitmiş ve sen kalmışsın. Nasıl gittiğinin bir önemi yok. Ölüm her zaman ağır.

Ölüme tanık olmanın hayatta bize kattıklarının en başında geçmiş yaşantımızdaki herhangi bir önemsiz görülen olayın duygunun varlığın değerini aslında o ölüme olan yakınlığın yaşamdan ne kadar kötü bir his olduğunu insanlara öğrettiği en büyük durumdur.

Hayatın gelip geçici olduğunu ve birgün bizim de sonumuzun aynı olucağını anlamamıza yol açar.

Ölüme tanık olan birey hayatın gelip geçici olduğunu bu nedenden dolayı ufacık şeylere üzülmemeyi, hayata pozitif bakmayı kısacası değerini daha iyi anlamış, öğrenmiş olur. Hayat için mücadele eder, ilişkileri daha sağlıklı olur ve çevresindekileri kolayca üzmemeye çalışmayı öğrendiği gibi çevresinde kişilere de kolayca üzülmemeyi öğrenir. Kısacası hayatın, kendisinin, insanların biraz da olsa değerini anlayıp, öğrenmiş olur.

Görebildiğimiz her canlının ölümüne şahit olmak bize gösteriyor ki bu dünya ebedi değil geçici o yüzden iyi işlerle uğraşıp kalıcı eseler bırakmaya gayret etmeli şu dünya için değmez.

Bence ölüme tanık olamanın en büyük getirisi hayatta olduğumuz için şükretmemiz ve bizimde bir gün öleceğimizi hatırlamamız.
Açıkçası tanıdığımız çok sevdiğimiz kişileri kaybetmek bizleri hiç olmadığı kadar sarsar ve acı verir ama çoğu dinde onları tekrar görebileceğimize dair kuvvetli inançlar vardır. Bence sevdiğimiz şeyleri kaybettiğimizde üzülmememiz gerekir çünkü her zaman onların yerini doldurabilecek kişiler ve olaylar vardır,Biz onlar için üzülürken aslında o kişiler bizim mutlu olmamız için çabalıyorlar dır. Türkler özellikle bilir şu lafı 'kefenin cebi yoktur deriz bu da sorduğunuz soruyla alakalı aslında bu dünyadaki heveslerimiz-para, pul, şöhret ve saire hepsi geçicidir.
Bir yakınımın ölümüne şahit olmuştum daha altı yaşındayken o zaman ölüm ne bilmiyordum annem bir gün oturup bana kıyameti anlatmıştı neler olacağını bütün canlıların öleceğini sonra bunu aklıma kazıdım ama ilkokula başladığımda kıyameti unutmuştum ve din dersinde bu konuyu gördüğümde beni bir korku sarmıştı…
Şimdi daha iyi anlıyorum bizi biz yapan şeyler için zamana ihtiyacımız var ve zamanımız kıymetli, Ölmek için yaşamak gerekir.

ölceğini unutamaması ve su an yasadigi icin şükretip iyi ameller yapma çalişmalı ne demiş peygamber efendimiz hiç ölmeyecek gibi bu dunya ya calis hemen ölecekmiş gibi öbür dünya ya çalış