Veraset sistemi nedir? Osmanlı'da Veraset Sistemi Nedir?

Türk devletlerinde veraset sistemi nedir, nasıldır?

Osmanlı’da kimin tahta geçeceğini belirlemek için yapılan bir kuraldı.Padişah öldüğü zaman devletin ileri gelen mensupları(ulema ve ümera) sınıfının etkisiyle belirlenirdi.

Osmanlı Devleti zamanında tahta geçme sistemine denir. Tahta geçme aşamasında belirli kurallar yoktur. Taht babadan oğula geçtiği için anlaşmasızlıklar üzere taht kavgaları yaşanıyordu.

Türk devletlerinde buna Osmanlı’da dahil.Genelde Babadan Oğula geçmiştir.Ama çeşitli dönem ve devletlerde akrabalar,mecliste yetkili kişiler ve hakanın eşi gibi düzenlemeler de tarihimizde görülmüştür.

Veraset sistemi Özellikle Osmanlı gibş büyük türk devletlerinde tahta geçeni belirlemek için kullanılan bir sistemdir. Genellikle babadan oğula geçen bir sisteme sahiptir. Bu yüzden taht kavgaları çıkabiliyordu.

Veraset sistemi Osmanlı Devletinde tahta geçmek için belirlenen bir sistemdir. Genel olarak taht babadan oğula geçtiği için çok karışıklık olmuştur.

Türk Devletleri’nde veraset sistemi birbirine hemen hemen benzerlik gösterir. Hangi ailede padişahlık makamı başlamışsa o padişahın erkek çocuklarından biri devlet başına geçerdi. Bu gelenek ise Osmanlı Devleti’nde değişikliğe uğradı. Bazen en akıllı ve en yaşlı denildi, bazen bütün oğullar arasında taht kavgalarına bile şahit olundu. Genel geçer olarak söyleyecek olursak, babadan oğula geçen bir veraset sistemi oluşturmuşlardır.

turkıyede veraset sıstemı babadan ogula gecmesıdır

Osmanlı Devleti’nde kimin tahta geçeceğini belirlemek için konulan kuraldı. Osmanlı devleti zamanında veraset sistemi uygulanırdı padişah öldüğü zaman tahtı kimin alacağını devletin ileri gelenleri sınıfının etkisiyle belirlenirdi.

İlk Türk devletlerinde görülen Gök Tanrı inancında ülkeyi yönetme yetkisi Tanrı tarafından Türk Kağanına verilirdi ve buna kut anlayışı denirdi. Kut’un kanda olduğuna inanılır ve kan yoluyla babadan oğla geçerdi. Bu da hükümdar öldükten sonra hanedan üyelerinin taht üzerinde hak iddia etmelerine ve saltanat mücadelesinin çıkmasına neden olurdu. Bu durum taht kavgalarına neden olup, ülkenin zayıflamasına veya yıkılmasına neden olabilirdi. Bununla birlikte hükümdar ölmeden ülke topraklarını oğulları arasında paylaştırabilirdi. Bu da devletin küçülüp zayıflamasına ve dış düşmanlarla mücadele konusunda zayıflamasına neden olurdu.

İslamiyet ile birlikte İlk Türk devletlerinde görülen anlayış devam etti. Ancak kut anlayışı yerine hükümdarlık “Allah’ın nasibi” olarak görüldü. Hükümdar öldükten sonra yerine geçecek kişiyi devletin ileri gelenleri seçmeye çalıştı. Küçük yaşta olan şehzadeler olduğunda yerine amcaları veya anneleri tahta vekâlet etti. Genel bir kural olmamasına rağmen baş hatunun çocukları arasından büyük olan tahta geçmekteydi.

Osmanlı Devleti’nde ise I. Murat dönemine kadar ülke hanedanın olmaya devam etti. I. Murat veraset sisteminde değişikliğe giderek “Ülke, hükümdar ve çocuklarınındır” anlayışını getirdi. Böylece hükümdar olabilme yetkisi sadece padişahın çocuklarına has oldu. Fatih Sultan Mehmet döneminde yapılan diğer bir yenilikte “Devletin bekası (geleceği) için kardeşlere birbirini öldürebilme, kardeş katli” hakkı tanındı. [Burada kesin bir emir olmamakla birlikte devletin selameti ve bekası için uygulanan bir yöntem olduğunu belirtelim.] I. Ahmet döneminde yapılan değişiklikte ise “Ekber ve Erşad” sistemine geçildi. Yani hanedanın erkekleri arasında en yaşlı ve akıllı olan ülkeyi yönetmek üzere tahta oturdu. Osmanlı döneminde yapılan bu değişikliklerin temel sebebinin:

Taht kavgalarını önlemek
Merkezi otoriteyi güçlendirmek
Devletin zayıflamasını engellemek olduğunu söyleyebiliriz.

Veraset Sistemi Nedir?

image">image

İlk Türk devletlerinde, ülkeyi yönetme yetkisini hükümdarlara Tanrı'nın (Gök Tanrı) verdiği inancı hakimdi (kut anlayışı). Bu inanç ise ülke halkının taht sahibine, yani hükümdarlara olan saygısını artırmakta ve bağlılığını güçlendirmekteydi. Kut inancı doğrultusunda, tahta kimin geçeceği sorusu da veraset sistemini beraberinde getirmiş oldu.
Veraset sisteminde, ülkeyi yönetme yetkisinin, hükümdardan sonra kimde olacağı sorusu ve cevabı bu sistemdeki anlayışı şekillendirmekteydi.

Veraset Sistemi Nasıl Şekillendi?

İslamiyet'in yaygınlaşmasıyla beraber ilk Türk devletlerinde, hükümdarın ölümü sonrası yönetimin kimin elinde olacağı devlet adamları tarafından belirlenmeye çalışıyordu. Şehzadelerin yaş itibarıyla küçük olmaları halinde, tahta ölen hükümdarın erkek kardeşi veya eşi vekalet etmekteydi. Kurallarla netleştirilmemiş olmasına karşın, en büyük çocuk taht üzerinde hak sahibi olabiliyordu.
I. Murat tahta geçtiğinde, veraset sistemi anlayışını değiştirerek; ülkenin, hükümdarın yanı sıra hükümdar çocuklarının da olduğu görüşünü hakim kıldı. Bu sayede ülkeyi yönetme yetkisi yalnızca babadan oğla geçecekti. Bu durum ise Fatih Sultan Mehmet'in zamanında farklı bir yeniliğin doğmasına neden oldu. Bu yenilik, “devletin geleceği” nedeni altında kardeş katlini hak olarak görmeye işaret etmekteydi. Veraset sistemi kapsamında getirilen bir sonraki yenilik ise I. Ahmet zamanında oldu. Bu dönemde “Ekber ve Erşad sistemi” hayata geçirildi. Bu yenilikle birlikte hanedandan olan erkekler arasında en akıllı ve yaşlı olanı yönetme yetkisini devralarak tahta geçmekteydi. Ekber ve Erşad sisteminin uygulanmasındaki nedenler arasında ise; çıkan taht kavgalarının önüne geçme, merkezi otoriteyi sağlama ve devleti güçlendirme isteği sayılabilir.

İslamiyet öncesinden bu yana Türklerdeki veraset sistemi ülke Hanedan üyelerinin ortak malı sayılmıştır. Bu veraset sistemi memlükler hariç bütün Türk devletlerinin özelliğidir. Memlükler’de her komutan hükümdar olma özelliğine sahiptir.